3 Mart 2012

Milano

İtalya şehirleri arasında beni en çok hayal kırıklığına uğratan yer hiç şüphesiz Milano oldu. Bunun iki türlü açıklaması olabilir; ya benim beklentilerim çok büyüktü bu şehirle ilgili, yada Milano gerçekten çok abartılmış bir şehirdi. Çünkü her zaman duyarız bu şehirle ilgili modanın başkenti, en lüks şehirlerin zirvesinde, hayatın başka yaşandığı yer benzetmelerini. Bu söylenenler elbetteki tamamen yanlış değil ama sadece biraz abartılıyormuş meğer.

Beklentilerimi karşılamamış olması, Milano'nun kötü bir şehir olduğu anlamına gelmez elbetteki. Şehrin + yönlerine ulaşımla başlamak istiyorum. Metro başlıca ulaşım aracı burada. İstasyonları şehrin en iyi noktalarına koymuşlar. Bir yere gitmek isterseniz eğer metro bir çok için oldukça yeterli. Tek binim 1.5, günlük bilet 4 euro. Otobüslerde mevcut ama metrodan dolayı pek gerek kalmıyor. Bisiklet ve motosiklette yine şehrin en yaygın ulaşım araçlarından.


İtalya'da en çok motosiklet ve bisikleti gördüğüm şehir Milano idi. Arabalardan oldukça fazlaydılar. Bir diğer dikkat çekici noktaysa, var olan arabaların oldukça küçük modellerden olmasıydı. Fiat 500'ün ağırlıklı olduğu yollarda, 2 kişilik Smart'lar ikinciydi. Ulaşımla ilgili söylenen ve gerçekten ilginç olan bir durum daha vardı Milano'da. Ferrari ve Lamboghini gibi lüks İtalyan araçlarını orada göremezsiniz denirdi. Gerçekten de o süper spor arabalardan birkaç adet anca gördük Milano sokaklarında.

Şuana kadar gittiğim büyük şehirler arasında en az hostel bulduğum yerdi Milano. Gitmeden önce rezervasyon için baktıklarımda genelde merkezi noktalardan uzak ve pahalıydı. Tren istasyonuna yakın ayarladığım hostelden ise bir gece yattıktan sonra ayrıldım. Kaldığım en kötü hosteldi Central Station Hostel. Yer olarak fena sayılmayan, konsept olarakta güzel olan Zebra Hostel de kaldım sonraki günlerde. Ama buranında odaları oldukça kötüydü. Kısaca Milano hostel için doğru bir adres değildi.

Milano'da fiyatlar ortalamanın üstündeydi. Öğle yemekleri oldukça pahalıya patlamıştı bana. Gerçi öğle yemekleri için açık bir yer bulsam yeterliydi benim için. Bu şehirde olan değişik bir uygulama var restoranlar için. Sabah açılan mekanlar öğlen 12.00'2ye kadar hizmet veriyor, sonra akşam 18.00'e kadar kapanıyorlar. Sonra tekrar hazırlıkları bitirip 22.00'ye kadar açık kalıyorlar. Her yer bu uygulamayı yapmasa da bir çok yerde uygulanıyordu bu sistem. Bu yüzden aç kalmamak için dikkatli olun ve saati kontrol etmeyi unutmayın..

Bu şehrin beni en çok hayal kırıklığına noktaysa tekstil ile ilgili beklentilerim oldu. Bir çok alternatif markanın olacağını düşündüğüm bu şehirde doğru düzgün mağaza bile göremedim. Farklı bir şey bulup Türkiye'ye getirme planlarım vardı ama Türkiye'den bir şeyi oraya götürsem daha çok tutacağı düşüncesine kanaat getirdim. Büyük markaların olduğu Montenapoleone caddesi, orta halli mağazaların olduğu Buenos Aires caddesi ve Duomo etrafındaki mağazalardan ibaretti Milano.

Yaşamın kaliteli ve rahat olduğu bir yerdi Milano. Bunu sokaktaki insanların yüzlerinden anlamak mümkündü. Ama ben ısınamamıştım be şehre. Como Gölüne gidene kadar hiç olumluda bakmıyordum hatta. Kuzeyde olduğu için havası da diğer şehirlere göre soğuktu. En yakın gezilebilecek yer Venedik 3 saatlik bir mesafede. Şehri gezmek içinse 3 - 4 günlük bir zaman dilimi yeterli olacaktır.

Şehrin puanı; 100 üzerinden 70.

Prada - Montenapoleone

Vertu Store

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder