
The Grove; konsept cadde şeklinde dizayn edilmiş bir alışveriş merkezi. Konumu ile Los Angeles'ın kalbinde, dinginliği ve avangard yapısıyla ise 1940'lar Kaliforniyasının tam ortasında. Caddenin başından içeri doğru ilk adımı attığınızda retro tarzın büyüsüne kapılmamak imkansız. Bu büyüyü pekiştirmesi için yere döşenmiş ortak ses sistemiyle, siz ne tarafa adım atarsanız atın aynı jazz - blues ağırlıklı şarkılar size eşlik ediyor. Görsel olarak etkilenmeniz içinde, alışveriş merkezinin ortasından geçen bir tramvay ile müziğin ritmine göre dans eden bir su havuzu var.
Mimari özelliklerinin yanında merkezin asıl önemli kozları; sosyal aktiviteleri ve gurme lezzetleri. internet üzerinden üye olunarak şarap ve peynir tadım günlerine katılabilir, canlı performansları dinleyip ruhunuzu yenileyebilir, hayranı olduğunuz Hollywood starlarıyla imza günlerinde tanışabilirsiniz. Gurme lezzetleri denerken, bir çok yerli ve yabancı yıldız ile aynı masayı paylaşmanız da mümkün.

Yemek için tavsiyem bir Fransız restoranı olan Morels French Steakhouse & Bistro'dur. Yemeğin yanında getirdikleri yeşillikten yapılmış sosları ve taptaze özel ekmekleri bir harika. Ayrıca burayı tercih ederseniz, yemek yerken aynı anda su gösterisini de izleme şansınız olur. Ben gittiğimde Fadik Sevin Atasoy'da oradaydı. Kim olduğunu bilmiyorum ama birde yabancı ünlü vardı. Bir kaç sonra ise Fergie'nin imza günü olacaktı ve ben bunu şans eseri öğrenecektim.

Yemeğin üstüne tatlı için biraz ilerideki The Cheesecake Factory'yi tercih edebilirsiniz. Veya direk Barnes and Noble kitapçısının en üst katına konumlanmış Starbucks'ı tercih edebilirsiniz. The Grove'un etkileyiciliğinden midir bilinmez ama bu Starbucks'ın ayrı bir güzelliği vardı. Cam kenarına oturmuş, The Grove manzarasını seyrederken sohbet eden üç arkadaşın o keyfi unutulmaz. Unutamadığım bir diğer şeyde Starbucks'dan aldığım bir şişe su. From the Fiji Island yazan sular adeta bir ateş pahasıydı.

Yukarıdaki mekanların haricinde, The Grove'un içerisinde olduğu kadar etrafında daha bir çok çeşit yeme - içme yeri mevcut. Burada da her bütçeye uygun yer bulmak mümkün. Özellikle ön tarafına kurulmuş pazar yeri şeklindeki yerden bir restoran önereceğim; Brezilya Lokantası. Şişe takılmış 12 çeşit etin sunulduğu bir yer burası. Fiyatlar ise tabak başına göre ücretlendiriliyor. Et haricinde tabağınızı salata, pilav veya değişik mezelerler doldurabilirsiniz. Yada bir tabak dolusu et alarak karlı olabilirsiniz. Los Angeles'da kaldığım süre zarfından en çok gittiğim yerlerden biriydi The Grove. Döndükten sonrada en çok özlediğim yerlerin başında gelmişti. Eğer bir gün yolunuz Los Angeles'a düşerse muhakkak bir gidin görün derim..
Fergie imza günü

Fergie imza günü 2
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder